

























 |
 |
|
RÜYA NEDİR?
İnsanlar yüzyıllardır rüyaların arkasındaki gerçeği keşfetmek için
çalışmışlardır. Bulunan en basit cevap ise rüyaların uyku sırasında
beynimizin yarattığı hikaye ve resimler olduğudur. Rüyaların çoğu biz gece
derin uykudayken görülür ve göz kapaklarımızın altındaki gözlerimiz hızla
hareket eder. Bu belki size garip gelebilir fakat tamamıyla normal ve buna
REM deniliyor.
Aşağıda uzmanların geliştirdikleri farklı teorileri
sıraladık:
•Bazıları rüyanın hiçbir amacı olmadığını söylüyor.
•Bazıları ise
beynimizin bilgi, resim ve duygularla dolu büyük bir koleksiyon olduğunu ve
tüm bunların rüyalarda açığa çıktığını söylüyor.
|
Diğer bir görüş ise gün içinde yaşadığımız duyguların rüyalarla
denetlenmesi. Bu bizim fiziksel ve ruhsal sağlığımız için önemli.Bilim
adamları bunu bilgisayarın bazı programları çalıştırarak hard diskini
temizlemesine benzetiyor. Beynimizde sürekli olarak çalışan bir makine
olduğu için rüya kendisini yenilemesi için bir yöntem. •Bir başka yaklaşım
ise rüyaların hayatımızdaki belli sorunları çözmek için var oluşu. Şöyle
düşünün bilgisayara zor bir işlem yaptırıyorsunuz. Bilgisayar bunu çözmek
için zaman kullanacaktır. Beynimizde rüya esnasında duygusal sorunları
çözmek için çalışır.
Psikolog Erich Fromm rüyaları unutulmuş bir dil olarak görür ve geçmişin
insanlar için rüya ve hayallerin zihnin en önemli ifadeleri arasında
olduğunu söyler. Ona göre rüya sembolleri evrensel, geleneksel ya da
rastlantısaldır. Rastlantısal semboller kişiseldir ve bireysel çağrışıma
ilişkindirler. Geleneksel semboller ise tek anlamlıdır. Evrensel sembollerin
–örneğin güneş- sıcak ve ışık gibi evrensel anlamları vardır. Fromm
rüyaların anlamsız veya ilgiye değmez olarak göz ardı edilmelerinin
sebebinin onların bizi rahatsız etmesi olduğunu söylemiştir; rüyada
gördüğümüz kişi bizim gündüz vakti olduğumuza inandığımız kişiyle uyumlu
değildir. Fromm şöyle diyor : “Çelişkili gerçek şudur ki, rüyalarımızda daha
az mantıklı ve daha az terbiyeli olmamıza rağmen, daha akıllı ve daha
mantıklıyız.”
ABD’de Research Society for Process Oriented Psychology’nin kurucusu olan
Arnold Mindell diğer rüya analizcilerinden çok farklı bir yaklaşım
getirmiştir. Mindell “rüya nesnesi” adını verdiği bilinçaltını nehir gibi
sürekli akan bir rüya olarak görür ve tek olarak rüyalar bunun sadece
çekilmiş fotoğraflarıdır. Rüyalar, fiziki semptomlar, ilişkiler ve değişik
bilinç durumları Mindell’in kuramlarına göre rüya nesnesinin ortaya
çıkışlarıdır. Temel olarak iki tip uyku çeşidi kabul edilmiştir: orthodox
(rüya görülmeyen) ve paradoxical (rüya görülen).
NEDEN RÜYA GÖRÜYORUZ
Rüyalar, gündüz yaşadıklarımızın gece iz düşümleridir. Rüyalarda birebir
geleceği görmek çok nadir rastlanan bir olaydır. Bu nedenle rüyalarınız,
günlük hayatınızın ve beklentilerinizin bir arada harmanlanarak ve özündeki
saflığı korunarak şekil değiştirmiş halidir.Rüyalarımız, tükettiğimiz
duyguların, olayların ve zamanın gölgesidir
RÜYALARIN ELEKTRONİK CİHAZLARLA TESPİTİ
Dr. Kleitman, uykularını denetim altında tuttuğu kişilerin (EEG)
elektroensefalogranik ve (EKG) elektrokardiagramlarını cihazlarla tespit
etmiştir. Bu çalışmanın sonucunda; rüyanın varlığına delil olarak gösterdiği
göz hareketlerine, heyecana bağlı kalp atışlarını da ilave etmiş oldu.
EEG’nin verdiği sonuç oldukça dikkat çekiciydi. Rüyanın başladığı andan
itibaren, ağır bir ahenk içinde devam eden uyku halini gösteren çizgiler
ritmik bir hal alıyor, uyanıklık halindeki şekilleriyle cihazın kağıt şeridi
üzerine izler bırakıyordu.
VARILAN SONUÇ:
Rüya, uykunun yüzde yirmilik bir bölümünü teşkil etmektedir. Bu durumda ;
sekiz saat uyuyan bir insanın uykusunun ilk saati ağır ve rüyasız
geçmektedir. Bundan sonraki on dakika içinde rüya görülmekte ve sonra yine
bir buçuk saat sürecek ağır uyku devresi başlamaktadır. Sonra yirmi
dakikalık bir rüya ve yine bir buçuk saatlik ağır uyku...Uykunun bundan
sonraki kısmında ise otuz dakikalık bir rüya faslı daha vardır. Nihayet yine
uyku ve onu da uyanma takip eder.
|
Güncel
 |